Bir ömre sığmayan antika sevdası

17.11.2020

Kişi Okumuş

0 Yorum

Bir ömre sığmayan antika sevdası

40 yılı aşkın süre pirografi, taş oymacılığı ve kalemkarlık yapan Remzi Gör, şimdilerde topladığı antika eşyaları satıyor. Diyarbakır Suriçi’ndeki dükkânında 18 yaşından bu yana topladığı eşyaları sergileyen Gör için antika, geçmişe duyulan bir özlem demek. Gör, imkan tanınması halinde kalemdarlık, nakaşlık ve pirografi sanatlarını gençlere öğretebileceğini ifade ediyor

Diyarbakır’ın Tarihi Sur ilçesinde antikacılık yapan Remzi Gör (53), 17-18 yaşlarında antikaya ilgi duymaya başladı. O yıllardan bu yana da antika eşyalar topluyor. Daha önce evinde biriktirdiği eşyaları, dört ay önce açtığı dükkânında sergilemeye başladı. Antika dükkânında; şamdanlık, ahşap sandıklar, el işi kilim, küpler, ibriklerler, tencereler, çaydanlıklar, kahvelik cezveler ve eski fotoğraf makinaları gibi birçok eşya var. Onun için antika eşyalar geçmişe duyulan bir özlem.

‘Geçmişteki güzellikleri hatırlatıyor’

Antikacılık yapan Remzi Gör, yaptığı işi şu sözlerle ifade ediyor: “17/18 yaşlarında antikaya ilgi duymaya başladım. O yıllardan beri antika eşyalar topluyorum. Antikaya ilgi duymamın bir sebebi de geçmişe duyulan özlem. İnsan, atalarını, eski ortamı özlüyor. Geçmişteki insanların birbirine daha insancıl, merhametli yaklaşmalarından dolayı da olabilir. Eşya bir araçtır ama eski güzellikleri bana hatırlattığı için ilgi duyuyorum. Dükkânıma antika eşya getirmemin sebebi; hem antikaya olan sevgimden hem de satışını gerçekleştirmek için.” dedi.

‘Diyarbakırlıların antikaya merakı var’

Gör, antika eşyalarını kimlerden, nasıl aldığını şu sözlerle anlattı: “Çerçi arkadaşlarımız var. Köy köy, il il, dolaşır antika eşyaları parayla ya da takas ederek alırlar. Yöre halkımızın bazıları büyüklerinden kalma eşyaları, bazıları sıkıldığı için, bazıları da maddi imkânsızlıktan dolayı satmak zorunda kaldığından bize satıyor. Kimileri ise antika dükkânına getirip satar. Antika eşya biraz fuzuli iş olduğu için herkes satın alamıyor. Sıradan bir eşya gibi satışı olmuyor. Bundan dolayı antikalar geç satılıyor. Her antika eşya pahalı değil, türüne göre değişiyor. Diyarbakır’a baktığımızda herkesin antikaya merakı var ama ekstra bir masraf olduğu için herkes alamıyor. Antika eşyalar arasında ibrikler, tencereler, çaydanlıklar, kahvelik cezveler, eski yemek tabakları, şamdanlık, sedef işlemeli ahşap sandıklar, anahtarlık, küpler, el işi kilim halılar ve eski fotoğraf makinaları var.”

‘Diyarbakır, sanatın merkeziydi’

Antika eşyaların yanı sıra el sanatlarıyla da ilgilenen Remzi Gör, 40 yılı aşkın süre pirografi sanatı, taş oymacılığı ve kalemkarlık yaptığını belirterek, “Şu an taş sanatını bıraktım. Artık eskisi gibi rağbet yok, her şey betona dönüştü. Sanattan uzak kalmamak için, sadece ufak tefek motifler yapıyorum. Gençlerin eskisi gibi sabır gösterip sanatla uğraşma hevesi kalmadı. Şimdiki gençlerin aklında kolay yolla para kazanma var. Biz de gençlik gördük, o yılları yaşadık ama kolay yolla para kazanmayı hiç düşünmedik. Her şeyin bir karşılığı olmalı. Emek, sabır gerekiyor. Diyarbakır’ın tarihine baktığımızda sanatın merkezi olan medeniyetler şehridir.

“İmkan yaratılırsa bu sanatları yaşatabilirim”

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamelerinde Diyarbakır’dan çok söz eder. Diyarbakır’da bakırcılık, oymacılık, saratçılık, hasırcılık, cam sanatı, taş sanatı, musiki gibi birçok sanat vardı. Maalesef şu anda sanat kalmadı. Git gide bu değerler bitti. Taş, Kalemdarlık, nakaşlık ve pirografi sanatı yıllarca profesyonel olarak yaptığım öz sanatlarımdır. Bir atölye bana hazırlandığı taktirde bir çok gence bu sanatları öğretebilirim. Diyarbakır’da diğer sanat dallarıyla ilgilenen sanatçılar da bu talepleri olabilir. İmkanlar yaratılırsa el birliğiyle bu sanatları tekrar yaşatabiliriz. Hem Diyarbakır için hem Türkiye için sanat sahibi olacağız. Gençlere de yeni istihdam kapısı sağlanmış olur.” diye konuştu.

 

İlgili Terimler : , , ,

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz