Diyarbakır Cami ve Kiliseleri

DİYARBAKIR CAMİLERİ 
Hurriler’den başlayarak Osmanlılara kadar uzanan yoğun bir tarihi geçmişi bulunan Diyarbakır, yüzyıllar boyu dinsel hoşgörüden uzaklaşmamış, etnik ve dinsel mozaiğini her dönemde korumuştur. Bu nedenle Diyarbakır da farklı dönemlere ait birçok mabet yapılmış ve bunların çoğu günümüze gelmiştir.
Ulu Camii
Şehirdeki tarihi camilerin en büyüğü ve en ünlüsü olan Ulu Cami, Anadolu’nun ilk ve en eski camilerindendir. Ünlü Şam Emeviye Cami´nin yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Camii, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. İki camisi(Hanefiler ve Şafiler Bölümü), iki medresesi(Mesudiye ve Zinciriye), doğu-batı maksuresi, minaresi, abdesthane ve bütün bu külliyenin ortasında büyük dikdörtgen bir avlu bulunmaktadır. Avluda 900 yıldan fazla bir geçmişe sahip güneş saati, ünlü bilgin El-Ceziri’nin eseridir.

Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe Türbesi

Hz. Süleyman Camii ve 27Şehit Sahabe Türbesi

Yapı Hazreti Süleyman Camii, Nasiriyye Camii Meşhed Camii, Murtaza Paşa Camii ve Kale Camii olmak üzere bir çok isimle anılmaktadır. Minaresindeki kitabelerden anlaşıldığı üzere Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1160 yılları arasında yaptırılmıştır. İç Kalede Oğrun Kapının güneyindeki burcun kenarında yer alan caminin en önemli özelliği Hz. Ömer döneminde Diyarbakır’ın fethinin buradan başlamasıdır. Caminin bitişiğinde Osmanlılar döneminde yapılan Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman ile Diyarbakır’ın Araplar tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin burada yattığı Meşhed bulunmaktadır. Sahabelerin burada olması burayı bir ziyaretgâh haline getirmiştir. Yapı günümüzde de geçmişten gelen önemini korumakta ve hala ziyaret yeri olma özelliğini devam ettirmektedir. Bu özelliğiyle yapıya sürekli onarım ve eklemeler yapılmıştır. Cami 1631-1633 yılları arasında Vali Silahtar Murtaza Paşa tarafından yanındaki meşhedle birlikte esaslı bir onarım görmüştür. Eğimli arazi üzerine kurulan cami, farklı dönemlere ait yapılarla bir topluluk haline gelmiştir. Batısında bir Sahabeler Türbesi, namazgâh ve bir çeşme bulunmaktadır. Kuzeyinde de bir türbe ve bir çeşmeye yer verilmiştir. Yapının mimarı belli değildir. Cami kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. Kuzeyinde bulunan son cemaat yerinden harime geçiş sağlanmaktadır. Neredeyse tamamıtaştan yapılmış olan yapıda ilgi çekici süsleme özelliklerine rastlanmamaktadır.Caminin iç kısmında mihrap nişi ve tavandaki kalem işi süslemelerle sınırlı kalanyapıda süsleme unsurları cephede kitabeolarak karşımıza çıkmaktadır. Camininkuzey doğusunda kare gövdeli bir minare yer almaktadır. Minarenin gövdesi silmeliyazı kuşaklarıyla beş bölüme ayrılmıştır.Kalker üzerine sülüs yazı kullanılan kitabelerdeharflerin araları Rumi ve palmetlerinişlendiği kıvrık dallarla hareketlendirilmiştir. Kitabeler yarım oluk ve düz birsilme ile üç yönden çevrilmiştir. Minarenin doğusunda yer alan kitabe güneyindekikitabeye göre daha sağlam durumdadır.Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır BüyükşehirBelediyesi ve Toki’nin beraber yürüttüğüKentsel Dönüşüm Projesiyle Hz. SüleymanCami çevresi, özgün yapısı bozulmadanrestore edilerek tarihi yapı içinde bulunduğu risklerden uzaklaştırılmaya çalışılması sağlanacaktır.

Safa (Parlı) Camii
Akkoyunlu Döneminde yapılan caminin inşasında, kullanılan malzemelere karıştırılan bir bitkiden çıkan mistik kokudan dolayı camiye parlı, yani kokulu cami denilmektedir. Yapı kendisinden çok minaresiyle ün yapmıştır. Kaideden başlamak üzere külahına kadar kufi ve nesih yazılar, değişik biçim ve desenlerle bezelidir.
Şeyh Matar Camii (Dört Ayaklı Minare)
Akkoyunlular döneminde 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılan cami daha çok minaresiyle ünlüdür. Yapı dört ayaklı minaresi ile Anadolu’nun tek minare örneğidir. Bu minarenin dört ayağı 4 İslam mezhebini simgelemektedir.
Nebii (Peygamber) Camii
Akkoyunlu eseri olup, 15. Yüzyıldan kalma tek kubbeli bir camiidir. Minaresinde ve caminin değişik yerlerinde Peygamber Efendi­mizden sözlerin çokluğundan dolayı Nebi veya Peygamber Camii adıyla anılmaktadır.
Fatih Paşa Camii
1516-1520 yılları arasında, Diyarbakır Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Plan olarak Diyarbakır yapılarından ayrılan cami merkezdeki kubbenin dört yarım kubbeyle desteklenmiş olması Sinan üslubunu anımsatmaktadır.
Hüsrev Paşa Camii
1521-1528 yılları arasında Diyarbakır’ın 2.Valisi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Medrese olarak inşa edilen yapının mescit kısmı devamlı ibadet yeri olarak kullanılınca yapıya 1728’de bir de minare eklenerek cami olarak kullanılmaya başlanılmıştır.
Ali Paşa Camii
Ali Paşa Camii Vali Hadım Ali Paşa tarafından 1534-1537 tarihleri arasında inşa edildiği bilinmektedir. Yapı Mimar Sinan eseri olarak geçmektedir. Medresesi, zikir yeri, hamamı ve şafilere ait camisiyle bir külliye halinde inşa edilmiştir.
İskender Paşa Camii
1551-1554 yıllarında Diyarbakır’ın 12. Osmanlı Valisi İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bazı yazmalarda Mimar Sinan eseri olduğu geçmektedir. Tek kubbeli, kare plan tipine sahip olan yapının son cemaat yeri yapıya göre dışarı taşkın ve beş gözlüdür.
Behram Paşa Camii
1564-1572 yılında Diyarbakır’ın 13. Osmanlı Valisi  Behram Paşa  tarafından  yaptırılmıştır. Yapı Mimar Sinan eseri olarak geçmektedir. Camii içindeki duvarlar alttan belli bir yüksekliğe kadar XVI. yüzyıl İznik çinileriyle süslenmektedir.
Melik Ahmet Paşa Camii
Cami 1587-1591  yılları arasında Diyarbakır’ın 60. Valisi Melik Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapı Mimar Sinan eseri olarak geçmektedir. Minaresi kaide kısmındaki taş bezemeleri ile dikkati çeker ve Minare yarıya kadar iki merdivenli, yarıdan sonra birleşip tek merdivenli olarak devam eder.
Nasuh Paşa Camii
1606-1611 yılları arasında dönemin Diyarbakır Valisi Nasuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Caminin içi bezemeden yoksun, basit görünüşlüdür.
Kurt İsmail Paşa Camii
1869-1875 yılları arasında Diyarbakır’ın 221.Valisi Kurt İsmail Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sur dışında yapılmış ilk yapı olan Kurt İsmail Paşa Cami sur içindeki diğer camilerden çok farklı tasarlanmıştır. Plan itibariyle camiden çok türbeyi anımsatmaktadır.
DİYARBAKIR MEDRESELERİ
Birbirini izleyen değişik uygarlıklara beşiklik eden Diyarbakır’da medrese mimarisinin güzide örnekleriyle karşılaşmaktayız. Buralarda Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi dini ilimlerin okutulmasının yanı sıra edebiyat, felsefe, mantık, kimya, matematik, fizik ve astronomi gibi müspet ilimler de okutulmuştur. Medreselerde akli ve nakli ilimler okutulmuş, bilginler arası ilmi tartışmaları yapılmıştır.
Zinciriye Medresesi: 
Anadolu’nun ilk ve en eski camilerinden olan yapı, halk arasında Sincariye Medresesi olarak da bilinmektedir.
Mesudiye Medresesi:
Anadolu’nun ilk üniversitesi olarak kabul edilen medresenin 1194 tarihli kitabesinde dört Sünni mezhebe yönelik fıkıh medresesi olduğu anlaşılmaktadır.
Ali Paşa Medresesi:
Dönemin valisi Hadım Ali Paşa tarafından 1534-1537 yılları arasında yaptırılan medrese dikdörtgen plan şemasında yapılmıştır.
DİYARBAKIR KİLİSELERİ
Tarihin ilk dönemlerinden beridir birçok medeniyete beşiklik eden Diyarbakır, yüzyıllar boyunca dinsel hoşgörüden uzaklaşmamış, etnik ve dinsel mozaiğini korumuştur. Bu nedenle de Müslümanlar, Hıristiyanlar, Ermeniler, Yahudiler ve değişik mezhepler, tarih boyunca Diyarbakır’da birlikte yaşamışlardır. Bundan ötürü de Diyarbakır da birçok kilise yapılmış ve bunların bazıları günümüze gelebilmiştir.
Ermeni Katolik Kilisesi
Kilise, Sur içi bölgesinin güneydoğu diliminde Gazi Caddesi yakınlarındadır. Kilise narteks, naos, apsit ve çan kulesi bölümlerinden oluşmaktadır.
Surp Giragos Ermeni Kilisesi
Tapu Kayıtlarına göre Katolik Ermenilerin kullandığı bir kilisedir. Bu kilisenin adına ilk kez 1610-1615 tarihleri arasında Polonyalı Simeon´un Seyahatnamesinde rastlanmıştır.
Saint George Kilisesi
Mimari tarzı ve yapıda kullanılan malzemeden dolayı Roma dönemine M.S.2.yy’a ait olduğu düşünülen kilise, Artuklular döneminde batı tarafına eklenen kubbeli bölüm ile yapı hamam haline getirilmiştir.
Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi
Diyarbakır’da Ortodoks Süryanilere ait faal durumda olan ait olan bu kilise IV. Yüzyıldan kalmıştır.
Mar Petyun Keldani Kilisesi
17. Yüzyıla tarihlenen kilise, Katolik Mezhebine bağlı Keldaniler tarafından günümüzde de kullanılmaktadır.
Surp Sarkis Kilisesi
Alipaşa mahallesinde bulunan Surp Sarkis Kilisesinin mülkiyeti Ermeni Gregoryen Cemaati Vakfı adına kayıtlı olup; Katolik Ermenilere ait bir kilisedir.
Protestan Kilisesi
Mardin Kapı yakınlarında bulunan kilise Protestan cemaati vakfına aittir.