DİYARBAKIR YÖRESİ SEYİRLİK OYUNLARINDAN KURT KUZU – GUR Û BERX OYUNU

20.03.2021

Kişi Okumuş

0 Yorum

DİYARBAKIR YÖRESİ SEYİRLİK OYUNLARINDAN KURT KUZU – GUR Û BERX OYUNU

Halk Oyunlarına Genel Bakış

 

“Kültür; tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin” (www.tdk.gov.tr 25 Eylül 2020).

“Kültür, bir ulusun hayat tarzı, yaşam biçimi olup; onun tarihi geçmişini, doğrudan bireylerin hayatını, günün çeşitli zamanlardaki eylemlerini, geçinme ve ekonomik faaliyetlerini, eğlenme ve dinlenme hayatlarını içermektedir” (Baykara, 2001). “Kısaca kültür bir insanın ve toplumun bilincidir. Kültür tüm canlı varlıklar gibi yaşar, gelişir, değişir fakat ölümsüzdür” (Onuk, Akpınarlı ve Ortaç, 2003a: 177). “İnsan, var olduğu günden bu güne kadar daima üzerinde yaşadığı ve kendisine sayısız nimetleri sunan çevresiyle yani doğayla ilişki kurmuş, yaşamını idame ettirirken çevresini oluşturan bütün doğal varlıklara müdahale etmiş ve doğaya hâkim olmaya çalışmıştır. Kelime anlamı olarak kültüre; maddi ve manevi olarak her şeyi işlemek, geliştirmek ve yenilemektir diyebiliriz. İnsanoğlu toprağı işleyerek kendi iradesi altına aldığı gibi kendisini ve yarattığı ürünleri de maddi ve manevi olarak işlemiştir. İnsanoğlu teknik ile tabiatı (toprağı), tıp ve spor aracılığı ile kendi vücudunu, sanat ile duygu ve hayalini, ilim ve felsefe ile de düşüncesini işlemiş ve kullanmıştır.” (Gülbeyaz, 2018; 12)

“Folklor kavramı tanımlandığında; halkın gelenek bağlamında günlük hayatının tümünü kapsayan, bir zaman sürekli içinde, insanın beş duyusunun tümüne hitap eden, her türlü düşünce, eylem ve davranışlarını biçimlendiren, örf, adet, gelenek, görenek gibi kurumlarıyla davranış ve tutumlarını belirleyen, efsane, destan, masal, müzik, oyun, edebiyat vb. sosyal ve kültürel hayatın maddi ya da manevi ürünlerinin tümünü kapsayan disiplin anlamında, bilim ya da ansiklopedik bilgi bütününe verilen addır. Kültür ise, toplumu bir araya getirme özelliğine sahip, ulusal nitelikteki maddi ve manevi ürünlerin tümünü kapsar.” (Öngel, 2001: 88).

Halk oyunlarının tarihi derinliklerine inildiğinde bu oyunların günümüzden binlerce yıl öncesine, insanlık tarihinin ilk dönemlerine kadar dayanan bir geçmişe sahip olduklarını görmekteyiz. İnsan yaşamıyla birlikte ortaya çıkan ve köklü bir tarihe sahip olan halk oyunları, aynı zamanda insanlığın hangi süreç ve evrimlerden geçerek günümüze kadar geldiklerinin ipuçlarını da bize verebilmektedir. Bu oyunda da bu yukarıda belirttiğimiz tüm oluşumları çok net görebilmekteyiz.

Müzik ve oyun, ilkel dönemlerdeki dinsel törenlerin ve buna bağlı olarak da büyü ve sihrin bir parçası idiler. Yapılan bu ayinlerde çıkartılan sesler ile birlikte yapılan hareketler, ölenin ruhunu yüceltmek, rahatlatmak, dinlendirmek, ölünün yaşamakta olan diğer canlılara verebileceği zararları önlemek, canlıdan kötü ruhları kovmak amaçlı yapılırdı. Müzik ve oyun, bu kapsamda bir motivasyon aracı olarak kullanılırdı. Ölünün adına yakılan sagular, ağıtlar, söylenen türküler bugünkü müziğin, türkünün ve oyunun temelini oluşturmuştur. Zamanla dilin oluşumu ve edebiyatın gelişmesi ile birlikte müzik ve oyun ifade zenginliği kazanmıştır. (Gülbeyaz, 2018 21).

Toplumları bir arada tutan ve farklı kılan özelliklerinin başında yaratmış oldukları kültürleri gelmektedir. Bir milletin kültürü veya benzer bir deyişle milli kültür, geçmişinden bugüne kadar süzülüp gelen maddi ve manevi değerlerin tamamıdır. Bu bağlamda kültürel ürünleri maddi ve manevi olarak iki gruba ayırabiliriz. Böylelikle kültürel değerlerin hem bilincine hem de kıymetini bilmeye kadar yolumuz uzanır. Kültürümüz bizi biz yapan en önemli değerlerdendir.

“Türk halk oyunlarımız kültürel değerlerimizin en önemlilerindendir. Çünkü bünyesinde maddi ve manevi kültürel değerlerimizi bir arada barındırmaktadır. Hareket, melodi ve söz bakımından manevi; giyim – kuşam, aksesuar ve çalgı bakımından maddi kültürel değerlerimizi bünyesinde barındırır. Halk oyunları halk biliminin alt kolu olarak ele alınsa da müzik, çalgı, dil ve edebiyat, giyim – kuşam, spor, sanat, sosyoloji, düşünce ve anlayış gibi farklı özellikleri bünyesinde barındırmasından dolayı disiplinler arası bir yapıya sahiptir.” (Gülbeyaz, 2019; 130).

“İnsanlar pek çok duyguyu, düşünceyi dans yolu il ifade etmişler, böylece dansın değişik şekilleri ortaya çıkmıştır. Dansın işlendiği en önemli konular dini ve sosyal alanlarda olmuş, ayrıca eğlence amaçlı danslar da işlev kazanmıştır. Doğum, ölüm, savaş, dua, tabiat varlıklarını taklit etme vb. gibi konular danslarla ifade edilmiş, ayrıca eğlence amaçlı danslar ortaya çıkmıştır.” (Gülbeyaz ve Uzunkaya, 2009; 287).

Türk folklorunun en önemli ögelerinden biri olan halk oyunları çok zengin bir yapıya sahiptir. Bu zengin yapı oluşmasında, geçmişten günümüze kadar gelen birikimin aktarılması önemli role sahiptir. Halkoyunları, toplumumuza sevgi, saygı ve kaynaşmayı, bir ve beraber olmayı öğreten, millet olma bilincini aşılayan en önemli kültürel unsurlarımızdan bir tanesidir. Örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin birçoğu gibi halk oyunlarımız da günümüze sözlü aktarım ile taşınmıştır ve günümüzde en saf haliyle yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Her yörenin halk oyunları ayrı birer gelenekten gelir ve kendine has bir oyun geleneği vardır. Bu oyun geleneği yöre halkının yaşayışını, coğrafyasını, aşklarını, bağlılıklarını, kahramanlıklarını, doğa olaylarını ve tüm duyguları yansıtan bir bütündür. Gelişiminin tüm dönemlerinde çok işlevli olma özelliğini korumuş olan halk oyunlarımız günümüze kadar doğallığını bozmazdan, kültürel mirasımızın eseri olarak gelmiştir. Folklor insan yaşamının tamamını içine alan ve her şeyini araştıran bir bilim dalıdır. Edebiyat, tarih, tıp, meteoroloji, mimari, ekonomi, arkeoloji, sosyoloji, müzikoloji, dans, tiyatro kısaca insana ait her bir unsuru ve bu unsuru içerisinde barındıran tüm bilim dallarını bünyesine barındırmaktadır. Halk biliminin; dil bilimi, tarih, edebiyat, sosyoloji, din bilimi, coğrafya, antropoloji, etnoloji, etnografya, arkeoloji, meteoroloji, zooloji, ad bilimi, tıp, müzikoloji, mimari, ekonomi, hukuk, güzel sanatların tüm dallarıyla ilgisi bulunmaktadır (Baykurt, 1976: 20).

Kültürün ögelerini, dil, yazı, din, bilim, sanat, resim, heykel, mimarlık, mutfak gibi farklı unsurlar da görmekteyiz (Küçüktopuzlu ve Tekin, 2001: 82).

“Halkın vicdan ve hafızasındaki manevi değerleri araştıran bir ilim olarak tarif edebileceğimiz folklor, bir milletin manevi hayatını diri tutmaya vesile olduğu gibi; tarih, edebiyat, sosyoloji, psikoloji, filoloji gibi ilimlere de malzeme veren çok zengin bir hazinedir” (Yalman, 2000: XIII).

Bir folklor unsuru olan halk oyunlarımızda disiplinler arası olma özelliğine sahiptir. Bu disiplinlerden bir tanesi de hiç kuşku yoktur ki yaratıcı drama ve tiyatrodur. Özellikle de “Geleneksel Türk Tiyatrosunu” halk oyunlarımız ile iç içe konumlandırmak mümkündür.

“Batılı anlamdaki modern tiyatronun dışında kalan, Türk toplumunun geleneksel yapısı içinde ortaya çıkarak bu temel üzerinde süreklilik arz eden gösterim türlerinin tümü “geleneksel Türk tiyatrosu” terimiyle karşılanmaktadır. Araştırmacıların başlangıçta “Türk temaşası” olarak adlandırdıkları bu sanat dalı, özellikle alanın otoritesi konumundaki Metin And’ın kullanımıyla birlikte “geleneksel Türk tiyatrosu” biçiminde yaygınlık kazanmıştır. Ancak, “halk tiyatrosu”, “seyirlik halk oyunları” ve “Türk seyirlik sanatları” biçimindeki kullanımlara da rastlamak mümkündür” (Düzgün, 2020: 487-496).

Bu araştırmamızda geleneksel Türk tiyatrosu kapsamında ele alınan meddahlık, karagöz, ortaoyunu, tuluat, kukla ve köy seyirlik oyunları ile diğer seyirlik sanatları bu gösterim türlerinin kaynakları, tarihsel süreçleri ve içerikleri üzerinde kısaca durmak istiyoruz.

Millet olarak Orta Asya’dan getirdiğimiz ırki unsurlarla İslam medeniyeti çerçevesi içinde benimsediğimiz sanatsal değerlerin Anadolu coğrafyasındaki terkibi sonucunda ortaya çıkan bu oyunlarda Osmanlı yaşam tarzının etkileri açıkça görülür. Anadolu’nun diğer bölgelerinde de rastlanan, ancak İstanbul merkezli bir içerikle gelişmesini sürdüren meddahlık, karagöz ve ortaoyunu gibi dramatik tezahürler Tanzimat’tan sonra gelişen modern tiyatronun yaygınlaşması ile birlikte etkisini giderek azaltmıştır. Köy seyirlik oyunları, doğaya bağlı olarak yaşayan, toplulukların yaz- kış, yeni yıl-eski yıl, bolluk- kıtlık gibi değişim zamanlarında doğanın uğradığı değişiklikleri kontrol etmek amacıyla yaptıkları çeşitli törenlere kaynaklık etmiştir. İlk çağlarda topluluklar, yaşamlarını daha iyi koşullarda sürdürebilmek amacıyla, doğa güçlerini tanrılaştırıp (güneş çıkartmak, yağmur yağdırmak, hayvanları ve toprak ürünlerini çoğaltmak, üstündeki tabuyu kaldırarak kullanılabilir hale getirmek amacıyla) onlara törenler düzenlemişlerdir. Bu sanat dalı da diğer sanat dalları gibi dinden bağımsızlaşarak devam etmiş, biçim değiştirerek günümüze kadar gelmiştir. Anadolu toprakları üzerinde yaşayan birçok uygarlığın inanç ve kültürel izlerini taşıyan bu oyunlar, kültürel çeşitliliği yansıtan örneklerdendir.

 

Tiyatro Alanına Genel Bir Bakış

“Tiyatro bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilenmesi amacıyla hazırlanmış gösteridir. Farklı bir şekilde duyguların ve olayların hareket (jest) ve konuşmalarla anlatılmasıdır. Genel olarak temsil edilen eser anlamında da kullanılır.

Tiyatro, bir sahne sanatıdır. Tiyatro eseri, olayları oluş yoluyla gösterir. Bu yönüyle konuşma ve eyleme dayanan bir gösteri sanatı olarak da tanımlanabilir. Yaygın hümanist bir deyişle tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak ifade edilir” (Çelebi, 1992:142).  Tiyatro eserinin diğer türlerden en önemli farkı; diğer edebi eserler okumak ve dinlemek için yazılmışken, tiyatro oyununun sahnede seyirci önünde oynanmasıdır. Değer ölçülerini, izleyenin kanaat ve anlayışlarından alır.

Göze görünür bir karaktere sahip olması, canlı olarak meydana geliş niteliğiyle toplum psikolojisine hitap eder. Temsil yeri ve eser, tiyatronun edebiyat öğesidir. Bu edebiyat öğesi yanında tiyatro kavramı içinde oyunculuk, sahne düzeni, ışıklandırma, dekor, kostüm, müzik gibi unsurların bütünlüğü söz konusudur.

           Tiyatro metinlerine “oyun” metinleri yazan kişiye oyun yazarı (müellif) ve oyunu sahnede canlandıran kişilere ”oyuncu” (ya da daha genel olarak tiyatrocu) denir. Ayrıca eserin sahnelenmesinde görev alan sahne amiri, dekor ve kostüm sorumlusu, ışıkçı, suflör gibi diğer yardımcı elemanlar da vardır.

Diyarbakır Yöresi Halk Oyunları Temel Özellikleri

 

Halay türüne giren yöre halk oyunları; kadın, erkek ve karma şekilde en yaygın icra edilen oyunlardır. Yöre oyunlarının içeriği, konusu ise; yöre insanının, toprak, su, doğa, tarım, hayvan ve üretim ile ilişkilerini, aşk, sevgi, coşku, sevinç, kavga, savaş, ağıt, birliktelik, kardeşlik ve dayanışma temalarını ifade etmektedir. Yaşam alanındaki yaşanmışlıkların hareket, jest ve mimiklerle anlatılmasıdır. Yöre oyunları icra bakımından zengin fiğür ve varyantlara sahiptir. Oyunlar; abartı, zorlama ve yapmacılıktan uzak doğal ve içten geldiği gibi oynanılır. Vakurluk, oturaklık, akıcılık kendini gösterir. Ezgi, ritim ve hareket bir bütün halinde icra edilir. Oyunlar, canlı, heyecanlı ve büyüleyicidirler, bunun yanı sıra figürlerdeki akıcılık, zenginlik, çeşitlilik oyunları sıkıcı olmaktan çıkarmaktadır. Oyunların icrasında sertlik, kıvraklık ve dinamikliktir mevcuttur. Sert bir şekilde icra edilen her hareketin içinde gizli bir yumuşaklık ve estetiklik vardır. Oyunların sunumunda oyuncular; müziğin kendi ruh âlemlerinde ve duygularında oluşturduğu etkilenme ile oyuna konsantre olup en üst seviyede performans gösterirler.

 

 

 

            Oyunlar; müzik eşliğinde sunulduğu gibi, türkülü oyunlarda türkülerde icra edilir. Kimi türkülü oyunlarda; tek kişi (solist) türküyü söyler, oyunlar oynanılır. Bir de; tek kişi türküyü söyler sonra grup çevirerek icra eder ve oyun oynanılır. İki grubun karşılıklı olarak çevirmeli şekilde türküyü söylemeleriyle de oynanılır ve bu icra etme biçimi yörenin geleneğinde var olup halen uygulanmaktadır. Oyunlar; nişan, kına geceleri, düğün, sünnet, bayram ve özel zamanlarda oynanır. Bazen sohbet ve eğlenme amaçlı gidilen yerlerde halk oyunları da oynanır; bazen de yöreye özgü eyvanlı evlerde eğlence amaçlı bir araya gelindiğinde muhabbetlerin açılışı halk oyunlarıyla yapılır ve ardından müzik ile devam eder, hatta bu güzel sohbetler için özel davul zurna bile temin edilir. Yörede Velime adı verilen özel eğlencelerde de halk oyunları icra edilir.

Yörede oyunlar genelde ağırdan başlayıp hızlanarak devam eder. Oyun formları genellikle;

·                 Düz çizgi,

·                 Karşılıklı iki düz çizgi,

·                 Yarım daire,

·                 Daire,

·                 Serbest formundadır.

 

Diyarbakır merkez, ilçeler ve köylerde yıllarca çeşitli nedenlerden dolayı, uzman kişilerin bölgeye gitmemesinden mütevellit alan araştırması ve derleme çalışmaları da istenilen seviyede yapılamamıştır. Buna bağlı olarak da yörede az sayıda oyun bilinir ve oynanırdı. Farklı zamanlarda yapmış olduğumuz alan araştırmaları, derlemeler, yöre oyun ve kültürüne sahip kaynak kişilerle yaptığımız birebir görüşmeler doğrultusunda bunun böyle olmadığına ulaştık. Bu çalışmalar sonucunda yörede 20’nin üzerinde “Seyirlik Oyun” olduğunu tespit ettik. Bu oyunlardan yörede en sıkça görülenlerden biride; Kurt Kuzu oyunudur hiç şüphesiz.

 

 

 

Diyarbakır Yöresi Kurt Kuzu Oyunu

Yöre halkının temel geçim kaynaklarından biriside hayvancılıktır. Hayvanların etinden, sütünden, derisinden, yününden faydalanmanın yanında satışından da ekonomik gelir elde edildiğinden dolayı çok önemlidir. Hayvanlar suyun ve otun bol olduğu yaylalarda, ovada ve yerleşim yerlerinde çobanlar tarafından sabahın serinliğinde otlatılmaya çıkarılır. Günün sıcak saatlerinde ise serinlik gölgelik alanlarda dinlendirilir. Akşamüstü geç saatlere kadar otlatılır ve sonra dinlenmeye alınır.

Çoban sürüyü güdüp kontrol altında tutarken sürüye ve çobana eşlik eden çoban köpeği de sürüyü kurtlara karşı korur. Sürüyü güden çoban da, soğuğa karşı korunmak, üzerinde uzanıp dinlenmek için Kepenek, yiyeceklerin içinde olduğu omuz heybesi, tütün tabakası, çakmağı, saat, ayna ve tarağı, yırtıcı hayvan saldırılarına ve hırsızlara karşı kullanacağı kırma tüfeği, fişekliği, sopası ve kavalı olur. Kurt Kuzu oyunu, insanın; hayvan, doğa ve nesnelerle olan ilişkilerini, teslim edilen emanet mala sahip çıkmak, korumak, zayi durumunda üzülme, iş disiplini ve ahlakını, kaval çalarak sürüyü bir arada tutmaya çalışan çobanın ve çoban köpeğinin uykuya dalmalarından yararlanan aç kurdun sürüye dalıp hayvanları telef etmesini ve sonunda zayiata sebep olan kurdun etkisiz hale getirilmesi olayı anlatılmaktadır.

 

YÖNTEM

Çalışmamızda literatür taraması, alan araştırması ve konuyla ilgili kaynak kişilere ulaşılmış, kişisel görüşme yöntem ve teknikleri kullanılmıştır.

 

SONUÇ ve ÖNERİLER

Bu konuyla çok bir çalışmanın olmayışından dolayı bu çalışma alana bir nebzede olsa ışık tutmayı hedeflemiştir. Az bulunan teorik çalışmalara katkı hedeflenmiştir. Yörede seyirlik oyunların meydan oyunları kadar yaygın olduğu anlaşılmıştır. Bu oyunlara bazı kesimler oda oyunu adını da vermiştir. Bu oyunumuzun aynı zamanda odunculuk mesleğiyle ve ticaretle bağı ortaya çıkmıştır.

Ülkemizde çok az bulunan bu tarz konulara teorik olarak katkı sunacağı kanaatindeyiz. Çalışma sonucunda, seyirlik oyunların yirmi bir oyun sayısına ulaşılmış, isimlerinin tasnifi çıkartılmış ve içlerinden bir oyun alınıp anlatılmıştır. Kurt Kuzu oyununun yörede bir seyirlik oyun olduğu anlatılmıştır. Oyunda gözükmeyen birde geçim kaynağı halen devam etmekte olan Çobanlık mesleği icra edilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR

TANTEKİN, Muhsin, ALINCA, Ahmet, (2020), Diyarbakır Halk Kültürü, Ankara, Orhun Yayınları,

GÜLBEYAZ, Kürşad (2018). “Hareket Bilimi ve Kültürel Açıdan Türk Halk Oyunlarının İncelenmesi (Türkiye Örneği)”, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Doktora Tezi.

GÜLBEYAZ, Kürşad ve UZUNKAYA Eyüp (2009). “Geleneksel Türk Kültüründe Türk Halk Dansları”, 7. Uluslar Arası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi, 9-11 Haziran, Sayfa:287.

ÇELEBİ, Erkan, (1992), Başlangıçtan Günümüze Dünya Tiyatrosu, Düşünen Adam Yayınları, İstanbul.

BAYKARA, Tuncer (2001), “Türk Kültür Tarihine Bakışlar”, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara.

ALINCA, Ahmet, (2020), Türk Hlk Oyunlarında Kullanılan Bazı Terim ve Tabirlerin İncelenmesi, Ankara, Orhun Yayınları,

ÖNGEL, Hasan Basri (2001), “Uygulama Nedenleri Dolayısıyla Halk Oyunlarında Görülen Yozlaşmalar”, Türk Folklorunun Turizm Açısından Değerlendirilmesi Sempozyumu Bildirileri, 19-21 Ekim 2000, İstanbul, Kültür Bakanlığı Yayınları:2652, Halk Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Yayınları:318, Seminer-Kongre Dizisi:65, ss:88-112, Ankara.

ONUK, Taciser, AKPINARLI, H. Feriha ve ORTAÇ, Hülya Serpil (2003), “Balkan Ülkelerinden Bulgaristan ile Anadolu Türk El Sanatlarının Ortak Özellikleri”, Halk Kültürlerinin Uluslararası İlişkilere Katkısı Sempozyumu Bildirileri, 12-14 Aralık, İstanbul Üniversitesi, Motif Vakfı Yayınları:3, ss:177-191, Pınarbaş Matbaası, İstanbul.

KARTAL, M. Ali (2016), Tiyatro nedir? Tiyatro Tarihi ve Türk Tiyatrosu, İstanbul

YALMAN (YALGIN), Ali Rıza (2000), “Cenupta Türkmen Oymakları I”, Hazırlayan: Sabahat Emir, Kültür Bakanlığı Yayınları:256, Yayımlar Dairesi Başkanlığı Kitaplar Dizisi:12, 3. Baskı, Hassoy Matbaacılık, Ankara.

DÜZGÜN, DİLAVER, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Türkler, Cilt: 15 Sayfa: 487-496.

ÇALIŞLAR, Aziz (1995), Tiyatro Ansiklopedisi, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara.

GÜLDOĞAN, Vedat, (2011), Diyarbakır Folkloru, Ankara, Kripto Yayınları,

SINIR, İsmail (2011), “Diyarbakır’da Geleneksel Eğlence; Velime Geceleri”, Halk Kültüründe Eğlence, Uluslararası Halk Kültür Sempozyumu, 11-13 Aralık 2009, Kocaeli Üniversitesi, Motif Vakfı Yayınları:10, ss:743-747, İstanbul.

NUTKU, Özdemir (1998), “Çocuk Oyun Tiyatro”, Özgür Yayınları, İstanbul.

YURDALAN, Özcan, (2011) Çarşılarla Anadolu, T.Halk Bankası Yayını, İstanbul,

Sayfa:56.

YURDALAN, Özcan, (2005) Ahşap Fanus, Ağora Kitağlığı, İstanbul,

Sayfa:95.

TANTEKİN, Muhsin, (2004),Diyarbakır yöresi oyun adları, çalgı aletleri, giyim, kuşam, takı ve aksesuar, MEB çalıştayı, Ankara.

 

SÖZLÜ KAYNAKLAR

Ahmet Gülli ALTUNTEN, 1960, Eski Hakem, Oyuncu. Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2019.

Mehmet KAYA, 1963, ( Körtepeli Mıheme), Dengbej, Mahalli Oyun Eğitmeni. Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2018.

Sıddık AKGÜl, 1954, Araştırmacı, Gazeteci, Yazar, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2001.

Selim ÇEVİK, (Mamoste), 1958, Araştırmacı, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 1999.

Mehmet TEKİN, 1959, (Ape Mus), Araştırmacı, Usta Öğretmen, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 20010.

Muhsin TANTEKİN, 1957, Emekli Öğretmen, Araştırmacı, Derlemeci ve Yazar, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2019.

Remzi TEKİN, 1965, Oyuncu, Mahalli Oyun Eğitmeni. Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2007.

Yaşar ELALTUNBAY, 1966, Oyuncu, Mahalli Oyun Eğitmeni, Emekli, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2019.

Ramazan TEKEŞ, 1965, Oyuncu, Mahalli Oyun Eğitmeni, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2019.

Muhittin BAKIR, 1968, Oyuncu, Hakem, Röportaj yeri Diyarbakır, yılı 2019.

 

ÖN KAPAK FOTOĞRAF ; Nizameddin PİRİNÇİÇİOĞLU

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz