Diyarbakır’ın ilkleri

Bugünkü yazımda Diyarbekir’in ilklerini kaleme alıyorum. Uzun süren araştırmalarım sonucu aşağıda yazdığım hususlarda ‘Diyarbekir’in İlkleri’ne yer vereceğim. Örneğin Diyarbekir’de ilk ehliyeti alan kişinin kim olduğunu, herkesin bilmesini istedim. Bu bilgiyi tarihe not düşerek, gelecek kuşaklara aktarmış olalım.

Şehrimizde ilk ehliyet, dönemin Belediye Başkanlığı tarafından verilmiş. İlimiz tarihinde ilk ehliyeti alanlardan ‘Hamit Gencan’ adlı bir hemşehrimiz almış. Kamyon şoförü olarak Tekel kurumunda görev yapmış olan bu hemşehrimiz, vefat edinceye kadar da hiç kaza yapmamış.

Şehrimizin ilk kebapçı ustası ise Mehmet Sıddık İpekçi’dir. Sıddık kalfa olarak tanınan bu meziyetli ustamız, lüle kebabını icat edendir. Genç yaşta vefat etmiştir.

Diyarbakır hakkında kaynak ders kitabı olarak yazılan kitap, 1966 yılında eğitimci-yazar Remzi Balin tarafından yazılmış ‘Diyarbakır’ adlı kitaptır.

İlimizin ilk sarrafları (kuyumcu) ise Konakçı ve Babur aileleridir. Konakçı Ailesi, altını işlemeyi ermeni ustadan gizlice günde bir altın vererek evlerinin kilerinde öğrenmişlerdir.

Şehrimizde eski dönemlerde iki kereste fabrikası vardı. İlk olarak Hacı Abdurahman Akçam tarafından kurulmuştur. Bu aile daha sonra çeşitli sebeplerden dolayı başka bir ile hicret etmiştir.

İlimiz Sur içinden ibaretken, yani daha Sur dışına açılmadan önce çok katlı binalar yoktu. Dağkapıdaki on üç katlı gökdelenin ve Onur Palas’ın (dört yolda) mimarlığını Fikri Silahdaroğlu yapmıştır. Silahdaroğlu, mimarlığının yanısıra aynı zamanda çok başarılı bir Ressam ve Yazardı. Yazdığı kitaplar, Kültür Bakanlığı’nca yayınlanmıştır.

Diyarbakırspor, 1968 yılında aralarında Nuri Akçam ve Mazhar Yapa’nın da bulunduğu bir grup Diyarbakır sevdalısı tarafından kurulmuştur.

İlimizin ilk Sivil Toplum Kuruluşu olarak adlandırabileceğimiz Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi, Enver Karabulut tarafından, Kahveciler Derneği ise Kemal Kara tarafından kurulmuştur.

İlk Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ise 1967 yılında Diyarbekir Bitlisliler Derneği adı altında Bitlisliler tarafından kurulmuştur.

Peygamberler, Sahabeler, Gül ve el sanatları ile ilgili yaklaşık yirmi bin sayfa yazı yazan ve bu yazdıklarını kitaplaştırıp, Diyarbekir’in manevi yönünü her platformda, her makamda yıllarca bıkmadan, usanmadan dile getiren ise değerli hemşehrimiz Prof. Dr. Kenan Haspolat’tır.

Bu bilim ve ilim insanı, Peygamber ve Sahabeleri ile tarihin canlı tanığı olan Diyarbekir’in bir gül şehri olduğunu, Diyarbekir’de onlarca gül çeşidi bulunduğunu, eserlerinde dile getirmiş, bunları kitaplaştırmış, ilimizin manevi yönünü anlatırken, özellikle İnanç turizmini canlandırmak için büyük gayretler sarfetmiştir.

Bu vesile ile iş sahalarının açılmasını, şehrimize katma değer sağlanmasını, kentimizin ulusal ve uluslar arası arenada tanıtılmasını hedefleyen Prof. Dr. Haspolat’ın bu gayretli çalışmaları neticesinde, kentimiz bu çabaların semeresini almaya başladı.

Şehrimizin ilk camcıları ise Mehmet Ali Saçı, Abdulhakim Döl ve oğlu Hacı Muharrem Döl’dür. O yıllarda ülkemizde cam imalatı henüz yokken ithal edilen cam, zaman zaman karne ile mülki idare amiri tarafından camcı esnaflara ihtiyaçları nispetinde dağıtılmaktaydı.

İlk resmi olmayan Diş Teknisyenleri ise İhsan Dernek, Hacı Kadri Mermutlu, Hacı Veli Yandım, Süleyman Evirgen ve Hamit Nasırlı idi. Hacı Kadri Mermutlu ve Hamit Nasırlı hazır cevaplığı, nüktedanlığı ve hoş sohbet yönleriyle de tanınırlardı.

İlk milli sporcumuz Şinasi Ötük’tür.

İlk özel Cami ise kimseden yardım almadan Konakçı ailesi tarafından yapılmış, camiye yine Bitlisli olan Şeyh Abdulcelil Hz. İsmi verilerek, bir nevi Şeyhlerinin ismini yaşatmışlardır. Değertekin ailesi de Berat Camisi’ne arsalarını vermişlerdir. Bu suretle, Cami; Değertekin, Kürüm ve birkaç aile tarafından yaptırılmıştır.

Prof. Dr. Halil Değertekin ise ‘Bir ev, Bir sokak, Bir şehir’ kitabını yazarak Diyarbekir’in o günkü yaşayışını, güzelliklerini, insanlarını, unutulmaya yüz tutmuş gelenek ve göreneklerini anlatarak bir nevi vefa borcunu ödemek istemiştir.

İlimizin ilk toplu konut müteahhitliğini Kemal ve Turan Köse Kardeşler yapmışlardır.

İlk uluslararası müteahhit ise Cemil Özgür’dür. Kısa adı BETAV olan ‘Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı’nın kurucusu olan Cemil Özgür, uzun yıllar yaptığı insanı yardımlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından devlet üstün madalyası verilerek ödüllendirilmiştir.

Şehrimizin ilk durak Kahyası Nizam’dır.

İlk dondurmacı ve salepçisi Efo dayi Ulu Camii önünde dururdu. Uzun boylu zayıf ama bir o kadar da hareketli ve çevikti.

İlk ve tek dombalacısı Şaş Kardas’tır. İlk sağlık lokman hekim, Celil Çavuş’tur.

Diyarbakır’ın ilk kırık çıkıkçısı Şeme Baci ‘dır gayrı müslüm’dü kendisi.

Diyarbakır’ın ilk şekercisi, Elmalı şeker, Badem şekeri ve daha bir çok çeşit şekerlemeler yaparak geçimini sağlayan Şekerci Nine, (Şimşat Ülker) hanımefendi ayrıca araştırmacı yazar Mevlüt Mergen’in de Anneannesidir. Eşi Bitlis’te 1915 olayları sırasında, Subay iken şehit olmuştur.

Diyarbakır’ın ilk kahvaltıcısı, Halis Muhlis Kardeşler di.

Diyarbakır’ın ilk tursu yapan Turşucu Mehmet Avcılar’dır.

Diyarbekir’in ilk meyan kökü şerbetini ise şerbetçi Mehemed diye tanınan Mehmet Akaroğlu’dur.

KAYNAK:http://www.yeniyurtgazetesi.com/yazar.asp?yaziID=3978