Diyarbekir’de eski Mazganalarından, Rezidanslara giderken nasıl değiştik.

04.08.2020

Kişi Okumuş

0 Yorum

Diyarbekir’de eski Mazganalarından, Rezidanslara giderken nasıl değiştik.

1980 yıllarda Ankara’da fakültede okurken arkadaşlarla Kuğulu parkta geziyorduk. Tam karşıda şato gibi bir yapı gözüme ilişti. Kale gibi granit taşlarla etrafı çevrilmiş, Kapısında polis külübesi, bahçe giriş kapısı bir otomobilin geçeceği büyüklükte ve asfalt yol içeride devam ediyordu. Ihlamur Akasya gibi ağaçlar ve bin bir renkteki frezyalar, güller, kasımpatılarla dolu bir bahçe ve içinde saray yavrusu gotik tarzda bir mimari yapıya hayranlıkla bakmıştım. Ankara’nın çeşitli fakültelerinden Bizler yirmili yaşlarda gençler Kuğulu parkın banklarında o yapının kime ait olduğunu tartışıyorduk. Yan banktaki 80li yaşlarda elinde baston olan bilge bir amca oranın Avrupa’daki bir ülkenin büyük elçisinin konutu olduğunu ve adına‘’Rezidans’’ denildiğini söylemişti. Aslında Büyükelçilik konutu anlamına geldiğini o gün öğrendiğimizde çok garipsemiştim. Bilge amca ismini hatırlamıyorum. Mesleği hiç aklımdan çıkmamıştı. ‘’Şimendifer dairesinden tekaüt’üm’’ demişti. İngilizce öğretmeni adayı arkadaşım ”take out” (İngilizce dışarı çıkmak) demek istediğini sanınca çok gülmüştük. Yok oğlum başka bir şey demek istiyor demiştik. Şimendifer dairesinin Osmanlıcada demir yolları işletmesi olduğunu, tekaüt kelimesinin emekli olduğunu öğrenince daha da şaşırmıştık. Osmanlı döneminde doğmuş, cumhuriyetin ilk yıllarını yaşamış birisinden öğreneceğimiz çok şey vardı.O başka bir yazının konusu olabilir.

Yıllar sonra 2010 yıllarında‘’Rezidans’’ kelimesi tekrar karşıma çıkmıştı. Bir evde yaşayıp ayni zamanda otelcilik hizmetleri de almak; otel gibi ev hayatına verilen yaşam biçimine verilen bir kavramdı. İçinde yüzme havuzu, spor salonu ve bazen de bir özel kafeteryasının olduğu lüks bir yaşam biçimi. Genelde akademisyen, ailesi varlıklı öğrenci veya free yaşamayı seçmiş insanların birbiriyle yaşarken konuşma lütfün de bile bulunmadıkları bir tür hapishane diyebilrsiniz. Asansörde insanların nefes almadan bile yaşadıklarından şüphe etmişimdir. Biz diyarbekirliler hararetli, biraz küfürlü sıcak insan ilişkilerinin bulunmadığı, Komşular arasında – 28 derece soğukluğun olduğu bana ve çoğu Diyarbekirliye uzak olan bir yaşam biçimi. Diyarbekirde her havuzu olan rezidans olmadığını zaten biliyorduk.  Girişte resepsiyonda Siyah tayyör giymiş bir hanım kızın ‘’Size nasıl yardımcı olabilirim’’ diye hitap edip, Santralden 23 katı arayıp, ‘’Sayın Çeşmizade ailesi sarıpişo diye bir misafir bekliyor musunuz’’ konuşulan rezidanslar henüz yok. Kapıya konan kapıcının ‘’Keremke xwişka mın’’ (hoş geldin bacım) dediği, ne olur ne olmaz diye girişteki masanın altında ucu topuzlu cennah (sopa) saklayan Siz otel jargonunda ”Bellboy” deseniz de bizim pala bıyıklı altun dişli Xalolarımız var. Sopayı sorduğumda  ‘’Şimdi yukarıda bir sürü yalnız yaşayan kız öğrenci, doktor hanımlar var birisi zorla çıharsa meytini (ölüsünü) sermek için’’ denildiğinde sakın şaşırmayın. Çünkü farklı bir coğrafyanın onlarca kültürün harman olduğu bir şehirdesiniz.

Benim Ankara kuğulu parkta seyrettiğim rezidans seviyesine bir 50 yıl daha var derim. lüks konutlar rezidans adı altında satıldığı için kimse sıradan site ve apartmanlara rezidans demiyor mu, Benim aklıma eski Diyarbekir geliyor. Bizim Diyarbekir şivesinde ‘’Kapı Kitleme’ diye bir deyim vardı. Bana göre günümüz villasına eşdeğer. Eski bazalt taşlı evlerde ‘’Kümü, Külfet’’(Bütün sülale anlamında) evlerimiz 5 veya 6 odalı olduğundan tüm oda kapıları havuşe (avlu) açıldıgından. Toplanma alanımız yazın toprak dam, Kışın havuşun üç tarafı kapalı olan eyvan bölümüydü. Rezidansların soğukluğu bizde yoktu, komşular ya bizde ya da biz onlar daydık gece hariç gündüz kapılar genelde açık genelde renkli desenli perdeler asılırdı yabancı olmayan komşu çocukları perdeyi kaldırıp, Xalti Zine ‘’Anam ayşefçilere (pazara) gitti karnım acıktı’’ dediğinizde,  damda Diyarbekirin yakıcı güneşinde kurumuş olan salça mehle ekmegine sürülür, afiyetle yerdiniz. Ama rezidanslarda hiç konuşmadığınız insanla nasıl bir diyalog kuracaksınız.

Ulaşmak istediğim sonucu, İçimden geçeni söylesem mi, 1968 yıllarında  Diyarbekir’de  büyük bir ev anlamına gelen Mazxanalar vardı.  Onlar çoğunlukla aynı köylerden gelmiş, yoksulluktan kurulmuş ufak gettolardı. Kürtlerde  ‘Mezin Xana’ der, Kürtçe’deki mezin sözcüğü yani büyük ve hane kelimelerinin birleşmesiyle 1970 şehir lügatimize mazgana olarak girmişti. Çekçekçi, sebzeci, seyyar satıcı toplumun en alt gelir düzeyinde yaşayan ailelerin bir arada yaşadığı yardımlaşmanın had safhada olduğu büyük bir ‘rezidans’ dı! Sebze arabasına marullar birlikte yerleştirilir, Şerbetçi Bave Alonun ‘ave suse’ yani şerbetleri süzülür, satışa hazırlanır, ”Mehle-i kotiga” meydanın da bulunan tandırda pişen “nanê tenûrê” ler  tandır ekmekleri paylaşılırdı. Koca yapıda bulunan 15 veya 20 odanın tek bir avluya açıldığı ve tek bir tuvaletin olduğu Aslında bir sefalet yuvasıydı, onlarca ailenin bir arada yaşadığı  Mazganalar günümüzde artık yok. Elimde sihirli bir değnek olsa rezidansta yaşayanları bir aylığına mazganalarda yaşayanlarla birlikte kalmalarını arzu ederdim. Orada olanları gözlemleyen yazarlar eminim Nobellik bir roman yazardı. Velhasıl insanlar gelir düzeyleri iyileştikçe daha iyi bir yaşam, konfor ve hizmet bekliyorlar. Tabiî ki Kendi çabalarıyla bir yere gelmiş insanın daha iyi bir yaşam onun hakkı. Tek bir ayrıntı var, İnsanın kendisini Kaf dağının arkasındaki hanedan ailesi gibi görmemesi. Toplumsal ayrışmanın yoğun olarak başladığı, gecekondu kültürü, sefaletin  ve zenginliğin arasındaki uçurumun belirgin bir hale geldiği 1970 li yıllarda Orhan Gencebay bir şarkısında bu durumu sanatçı gözüyle tespit etmişti. .

Nerde boynu bükük bir garip görsen
Hor görme kim bilir ne derdi vardır

O garip hâlinde ne sırlar gizli
Onu bu hâllere bir koyan vardır..

Fotograflar : 1- Diyarbekir Hançepek mahallesi 2012 senesi Foto Nil, Fotografçı Hasan İstemihan

2 Dİyarbekır ilk rezidansı sayılan Tatlıcılar otel (sonradan orduevi) Belediye arşivi.

 

İlgili Terimler :

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

error: Bu yazıyı kopyalayamazsınız !!